1 Nisan 2017’den not

Direnişin 144. günü

Açlık grevinin 24. günü

Pır Sultan Abdal, AABF, Haci Bektasi Veli, Alevi kurumları Yüksel Caddesi Direnişiyle dayanisma açıklaması yaptılar

Açlığın koynunda 24. gün

Dün belki de direnişin en yoğun günüydü. Genelde sabah saatleri sakin olur. Öğlen 12’den sonra alan kalabalıklaşmaya başlar. Akşam 6’ya kadar yoğun geçer. Cumartesi kalabalığı ise başkadır. Bugün Yüksel’de baş döndürücü bir kalabalık vardı. Alan da hiç boş kalmadı.

Sabah saatlerinde il dışından ziyaretçilerimiz gelmeye başladı. İzzmir’den kamu emekçisi dostlarımız, bir günlüğüne yanımızda olmak için gelmişler. KESK’in ihraçlar kurultayı için gelen kamu emekçileri kurultay öncesi bizi de ziyaret ettiler. Yine sabahın çok erken saatlerinde, çeşitli illerden Ankara’ya gelmiş olan Kampus Cadıları bizimleydi.

Açlık grevinin başlamsından bu yana alana çiçek yağıyor. Buketlerin yanında saksı çiçeği getirenler de var. Beş tane renk renk menekşemiz, üç tane açelyamız, üç tane zambak soğanımız, bir de adını bilmediğim çok tatlı bir çiçeğimiz oldu. Günlerdir menekşelerin ve zambakların saksılarını değiştirmek için saksı istiyordum. Ancak bugün tedarik edebildik. Çiçeklerden çok anlamıyorum ama direnişe başlamadan kısa bir süre önce merak sarmıştım çiçek bakmaya. Baba evinde epeyi çiçeğim olmuştu. Onlara gözüm gibi bakıyordum. Yavaş yavaş dillerinden anlamaya başlamıştım. Burada da etrafımızı çiçekler sarınca çok mutlu oluyorum. Bir kere baharın patlamasını alandan müjdelemek çok hoşuma gidiyor. Ankara gibi baharın şöyle yalandan göz kırptığı bir ilde, direnişimiz bahar saçıyor. Ne güzel, ne mutlu bize, ne mutlu alanı çiçeklerle donatan dostlarımıza.

Menekşelerin ve zambakların saksılarını değiştirdik. Toprağa ve bitkiye değmek iyi geldi. Sonra can sularını verdik. Menekşeleri güneşi doğrudan almayacakları, anıtın sol yanına dizdik. Gün boyu çiçekler gelmeye devam etti. İlk büyük buket çiçeğimiz geldiğinde hevesle saksı almıştık. Sonra fark ettik ki bu iş saksıyla olmayacak. Bol bol su içtiğimiz için bolca plastik şişemiz oluyor. Şişelerin üst kısımlarını keserek saksıya dönüştrüyoruz. Eh, bu kadar çiçek bahsi yeter. Siz alana geliniz, direnişin bahar açmış halini görünüz efendim.

Öğleden sonra yoğun ziyaretler başladı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği üye ve yöneticileri, Eskişehir’den ve Ankara Üniversitesinden Barış bildirisi imzacısı hocalar, 10 Ekim şehidi Dilan Karakaya’nın ailesi, KESK’in düzenlediği ihraçlar kurultayı için Ankara’ya gelen Alman Parlamentosu Sol Parti Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Üyesi Andej Hunko ziyarete geldiler. KESK’e bağlı Enerji Sanayi Maden Sendikasının Genel Kurulu vardı. O vesileyle Türkiye’nin dört bir yanından ESM’de örgütlü kamu emekçileri ziyaretlerde bulundular. Saat 17:00’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu, Divriği Kültür Derneği, Varto Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Kızılırmak ve Dersimliler Derneği üye ve yöneticileri ziyarete geldiler ve destek açıklaması yaptılar. KESK’in düzenlediği kurultaydan çıkan 30 kadar kamu emekçisi de alana gelip desteklerini ifade ettiler. Didim’de işi için direnen Barış Bozkır ve Bodrum’da eylemler yapan Engin Karataş, Düzce’de direnen Mimar Alev Şahin iki gündür bizimleydi. Direnenlerin buluşması ne güzel oluyor, bilseniz.

Çok ilginç bir tesadüf de oldu dün. Yıllar önce sadece bir akşam yolumuzun kesiştiği, bir iki saat birlikte vakit geçirdiğimiz bir arkadaşla direniş alanında geçmişteki karşılaşmamızdan habersiz yeniden buluştuk. Ve son derece tesadüfi bir biçimde birbirimizi hatırladık. Böyle karşılaşmalar insanda garip duygular ve izler bırakıyor. Geçmişten gelen kişi bir anlığına sizi o ana, o zamanki halinize geri götürüyor. Direnişin olmadığı çok başka bir âna, zamana, atmosfere geri dönüyorsunuz. O insanla birlikte ortak bir geçmişinizin olduğu duygusu aranızdaki bağı güçlendiriyor. Dünkü karşılaşma bana çok iyi geldi. Bir kez daha, iyi ki buradayız, iyi ki direniyoruz, dedim.

Açlık grevimizin 24. gününü geride bıraktık. 24 gündür direnişimiz açlığın koynunda sürüyor. Direnişin açlık hali, duygu ve motivasyon olarak eski halinden epey farklı. Direniş alanımızın atmosferi de öyle. Destek ve sahiplenme çok güzel. Direniş dostlarının bize yaklaşımı o kadar ince ki, bazen bizi zorluyor. İlk zamanlar insanlara ‘hasta’ olmadığımızı, bakıma muhtaç olmadığımızı, sağlığımız elverdiği ölçüde eski yaşantımıza devam edeceğimizi, direnişi eskisinden daha çok anlatmamız ve daha çok çalışmamız gerektiğini anlatmaya çalıştık. Açlığımızın biyolojik olmaktan çok politik bir şey olarak algılanması gerektiğini anlatmak gerekti. Başlarda ayakta durmamıza bile tepki gösteriyorlardı. Direniş dostlarına kalsa bizi bir cam fanusa koyacaklardı. Neyse ki, ısrarımız kazandı. Dostlarla kavgalar azaldı. İlk zamanlara göre daha özgürüz. Onlar da iyi olduğumuzu gördükçe müdahalelerini minimuma indirdiler. Yine biz kazandık. 

İkinci kavgayı üzgünler sınıfına karşı veriyoruz. ‘Sizin için çok üzülüyoruz. Ne olur açlık grevini bırakın’ diyenler hâlâ var. Onlara bir kez de buradan seslenelim: Kimseyi üzmek için yapmıyoruz bu eylemi. Bu eylem iktidara bir meydan okuma olduğu kadar size de bir çağrı. Biz eylemimizle herkesin yapabileceği bir şey vardır, diyoruz. Binlerce insanın katacağı küçücük bir emek direnişi kocaman bir kartopuna dönüştürür. Üzülmekten fazlasını yapabilirsiniz. Bize inanın. Kendinize inanın. Zaferi beraber öreceğiz.

Bugünlük bu kadar. Sizi çok seviyoruz, unutmayasınız.

İçten sevgimle, direnişimizin sıcaklığıyla kucaklarım.

Nuriye

24. Gün
KESK ihraç kurultayınin ardından çeşitli kentlerden gelen KESK’lilerin Yüksel Direnişi ziyareti
V/A.D.A

Reklamlar