6 Şubat 2017’den not

Direnişin 90. günü!

Kezban Ana’ya ve Başka Analara Dair: 90. Gün

Direnişte 90 günü geride bıraktık. 10 Ekim davasından bahsederek başladık eylemimize. Bugün davanın ikinci duruşması görülmeye başladı. Cumaya kadar sürecek. Açıklamada hem kaybettiğimiz insanları andık hem de davanın seyrinden, iktidarın katliamdaki sorumluluğundan bahsettik.

Bir süredir alanda her gün küçük de olsa bir etkinlik yapmaya çalışıyoruz. Bir türkü, bir şiir ya da bir öykü okuyarak hem kendimizi beslemek hem de ziyaretçilerimizle kolektif bir şeyler yapmış olmak istiyoruz. Bugün de Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk’ünü okuduk. Öykü Sırça Köşk kitabının içinde, masallar bölümünde bulunuyor. Ben okurken çok keyif aldım. Sokak ortamında yoğunlaşarak dinlemek biraz zor. Ben öyküyü okurken ezan okundu, motor geçti, Güleç oraya buraya havladı. O yüzden dinleyenler benim kadar keyif aldı mı bilmiyorum. Ama alanda kolektif bir şeyler yapmayı çok önemsiyor ve çok seviyorum. Alanda olan herkesin aynı duygu ve düşünceler etrafında gezinmesi bile bana çok anlamlı geliyor.

Yarın Semih bir türkü söyleyecek. Adında “Mardin” geçtiğine göre, bir Mardin türküsü olmalı. Esra’ya bir jest yapalım, Mardin’e bir selam yollayalım, diye düşünmüş Semih. Benim de hoşuma gitti. Canlı yayından paylaşırız, takip etmek isteyenler twitter hesaplarımızdan izleyebilirler. Saat 15:00’da yayında olacağız.
Benim için bugünün en anlamlı anları Kezban Ana’yla sohbet ettiğimiz zamandı. Halkın bilgeliğine Kezban Ana nezdinde bir kez daha hayran oldum. Veli Abi’nin tutsaklık sürecini, kolunun koparıldığı anda yaşadıklarını, savcılarla, askerlerle ettiği kavgaları, halkın yoksulluğu, geçim derdi karşısında duyduğu öfkeyi, daha neleri anlattı. Çok duygulandım, çok üzüldüm, çok sevindim. İçim aldı verdi durmadan. Böyle deneyimler yaşayınca, hep, bunları daha çok insan dinlemeli, duymalı diye düşünüyorum.

Şimdi Kezban Ana’nın değil ama başka bir ananın sözlerini aktarabilirim. Henüz bitirdiğim, Sandino’nun Kızları kitabında bulunan, Nikaragua Devrimine hayatını vermiş bir ananın küçük kızına yazdığı bir mektuptan. Kadının adı İdania Fernandez. İdania bir daha göremeyeceği kızına şöyle der mektupta: “Bunları sana yüz yüze söylemek fırsatını bulamazsam ve başka kimse de söylemeyecek olursa diye anlatıyorum. Bir ana yalnızca çocuğunu dünyaya getiren ve ona bakan biri değildir; bir ana bütün çocukların, bütün insanların acısını, sanki hepsini de karnında taşımışçasına duyar. En büyük arzum, bir gün senin yüreği insanlık sevgisiyle dolu gerçek bir kadın olman. Ve adaleti nasıl savunacağını bilip, onu ayaklar altına almaya kalkışan kim ve ne olursa olsun, onu koruman.”

İdania’nın sözleri bizim için de vasiyet. Adaleti ayaklar altına alanlara karşı, onu var etmek için direniyoruz.

Direniş 91. gününde sürüyor. Herkesi alana, dayanışmaya bekleriz.

İçten sevgilerimle, Nuriye.

6ocak

Reklamlar