5 Ocak 2017’den not

Direnişin 58. günü

İnternetten de imza kampanyası başlattık. İmzalasanız ne güzel olur. 🙂Kampanya ihraç edilen kamu emekçileri Semih Özakça, Acun Karadağ, Veli Saçılık ve benim için.

Bodrum’da Eğitim Sen’li 8 öğretmenle birlikte mesleğinden ihraç edilen ilkokul öğretmeni Engin Karataş, görev yaptığı okula 50 metre uzaklıkta tek kişilik eylem yaptı. Polis OHAL’i gerekçe göstererek eylem yapan öğretmen Karataş’ı gözaltına aldı.

58. gün

Bugün yoğun bir gün oldu. Biz eyleme başlamadan önce Malatya’dan ve Bodrum’dan kamu emekçisi arkadaşlarımızın gözaltına alındığı haberi geldi. Malatya’da öğretmen Erdoğan Canpolat, Özkan Karataş, Engin Cengiz; sağlıkçı Cengiz Uğurlu, Özdemir Aydın; Bodrum’dan öğretmen Engin Karataş “işimi istiyorum” dövizleriyle eylem yaptıkları için gözaltına alınmışlar.

Eylemlerini coşkuyla karşıladık. Türkiye’nin dört bir yanından kamu emekçilerinin alanları zapt ettiğini, ihraç edilen ve açığa alınan tüm kamu emekçilerinin “işimi istiyorum” dediği zamanları hayal ediyoruz. Eyleme başlamadan önce şimdiye kadar olanları hayal etmek bile mümkün değildi. Kimse oturabileceğimizi düşünmüyordu. Bana, yaşayan bir ölüymüşüm gibi bakanları bile gördüm. Ama direniş kendi yolunu çizdi. “O anıtın önünde oturacağız” dedik ve oturduk. Şimdi de başka illerden kamu emekçileri eyleme başladılar. Çok mutlu ve umutluyuz. Kamu emekçilerinin başlattıkları eylemler bize müthiş bir güç kattı. Herkese anlattık Malatya’da ve Bodrum’da başlayan direnişleri. Arkadaşlarımız için dövizler hazırladık. Eylemler alanda da sevinçle karşılandı.

Bugün CHP Bursa milletvekili Orhan Sarıbal ziyaretimize geldi. Desteğini ifade etti. Ankara Tabip Odası üyeleri de ziyaretçilerimiz arasındaydı. Bize soğuğun asla işlemeyeceği eldivenler getirdiler. Destekleri çok kıymetli, tekrar teşekkür ederiz.

Alanda eylem bitince Nato Yolu, Şahintepe mahallesine gelerek kapı çalışması yaptık. İmzalar topladık. Kamu emekçilerinin yaşadığı adaletsizliği ve direnişimizi anlattık. Her hafta Perşembe günü, mahalleye gelerek kapı çalışması yapıyoruz. İki saat boyunca kapıları çalıyor, kahvelere girerek konuşma yapıyoruz. Çok imza toplayamıyoruz çünkü her hafta mutlaka iki üç eve davet ediliyoruz. Böyle olunca da az ev gezebiliyoruz.

Davetleri geri çevirmiyoruz çünkü halkla doğrudan kurulan bağı çok önemsiyoruz. Evlere girince insanların yaşamlarına dahil olma, onların sorunlarını dinleme, kendi sorunlarımızı daha ayrıntılı konuşma, kim olduğumuzu ve ne istediğimizi anlatma imkanı buluyoruz. Bunca korku politikasına rağmen halkımız hiç tanımadıkları insanlara evlerini açıyor, onlarla dertlerini paylaşıyor. Henüz yüzümüze kapanan bir kapı olmadı.

Ben nerede “bu halktan adam olmaz” diyen, halkı aşağılayan birilerini görsem, bilirim ki o kişi halkla gerçek bir bağ kurmamıştır. Halka gidenler, oradan asla eli boş dönmezler. Öğrenirler ve öğretirler. Ve böyle olduğunu bildikleri için, halktan şikayet etmezler, halkla bağ kurmayı, onlara gerçekleri anlatmayı kendi sorumlulukları olarak görürler. Biz de bu yolu izliyoruz.

Kapı açılınca kendimizi tanıtıyor ve anlatmaya başlıyoruz. Çoğu, hemen imza atmak istiyor. Kimisi şüpheyle yaklaşıyor. Şüphelerini gidermeye, ne için orada olduğumuzu anlatmaya çalışıyoruz. Genelde, insanlar darbecilerle ilişkili bir iş yapma kaygısını taşıyorlar. Biz de devrimci-demokrat eğitim emekçileri olduğumuzu kanıtlamaya çalışıyoruz. Komik diyaloglar da yaşanmıyor değil. Örneğin geçen hafta birisi sohbet ilerleyince, Semih’in bıyıklarını referans alarak “solcu” olduğumuza kanaat getirdiğini söylemişti. Eh, yanlış bir referans sayılmaz.

Yarın alanda Eren’den dünyadaki barış süreçlerini dinleyeceğiz. Ateş yakacağız, küçük bir ses sistemimiz de olacak. Akşam 8’de, “Ödenmeyecek, Ödemiyoruz”u izleyeceğiz. 35 kişi kadar olacağız. Bilet kontenjanımızı artırdık. Hala yerimiz var. Buyurun gelin.

Yine yazacağım. Herkese selam ve sevgiler.

Nuriye

Reklamlar