3 Ocak 2017’den not

“Her şey çok güzel olacak”

Ahmet Şık’ın, hakkında verilen tutuklama kararından sonra gazetecilere söylediği rivayet edilir: “her şey çok güzel olacak”. Teslim olmayanlar umudu ta içlerinde taşırlar ve gerektiğinde hiç kıskanmadan paylaşmayı bilirler onu. Onları en çok umutlarından tanırız.

Bahaneleri yoktur. Gerçeği eğip bükmezler. Sözü ve eylemi dosdoğrudur onların. Ahmet Şık da hakikati söyleme erdemini yitirmemiş bir gazeteci. Herkesin bildiği, bazılarının içinden, bazılarının dostlar arasında söylediği, bazılarının da bilmezden geldiği gerçeği kameralar önünde çay diye söyleyivermişti. Cumhuriyet Gazetesinin basıldığı gün, FETÖ’cü arayanlara Beştepe’yi adres göstermiş, ardından da AKP bir siyasi parti değil, mafyadır deyivermişti. Bu konuşmayı dinlediğimde biraz şaşırmış ve cüretini gururla karşılamıştım. İşe gerçek bir gazeteci. Sadece gerçeği ifade etmenin bile ne kadar ağır bedeller istediğinin farkında olan ve hiç tereddüt etmeden bildiğini söyleyen, kral çıplak diyen onurlu bir aydın. Yıllar sonra, bugünleri hatırlayanların zihninde bir gurur nişanesi olarak kalacak. Şimdi faşizmin zindanlarında. Ama durumu fırıldak zihinlerden, el etek öpenlerden kötü değil.

Ya sarayda ödül alan Şener Şen gibi olsaydı. Ona acırdık. İkbal için onursuz bir yaşamı seçseydi, Tayyip Erdoğan’la gülümsemeli bakışmalarının fotoğrafı zihnimize kazınsaydı ve bu fotoğrafı hiç unutmasaydık. Halkların kanına, alın terine, gözyaşına bulanmış bir ödülle mutlu pozlar verseydi, midemiz kaldırmazdı… O zaman üzülürdük. İçimizde bir yer cız ederdi. Ahmet Şık için şimdi öfkemize taze bir odun attık. Ona, bize, Anadolu’nun direngen damarına yakıştı bu öfkemize katılan tazelik.

Bugün Ahmet Şık için adalet talebimizi alana taşıdık. Onun için de bir dövizimiz vardı anıtta: “Gerçekleri Söylemek Suç Değildir, Ahmet Şık Serbest Bırakılsın”. Açıklamamızda da yer verdik. Ve ufak da olsa, onun için bir şey yapmış olmanın mutluluğunu taşıyoruz.

Günler hızla geçiyor. Alan etkinliklerimiz devam ediyor. Geçtiğimiz cumartesi Ankaralı Aydın ve sanatçılar desteğe geldiler. Şiirler okudular, eylemle ilgili duygu ve düşüncelerini ifade ettiler. Sözleri ve destekleri çok anlamlıydı bizim için. Ardından Ankara Halk Cephesi yeni yılımızı kutlamaya geldi. Çok kalabalıktılar. Halaylar çektik, şarkılar söyledik. 2017’ye sayelerinde daha güçlü girdik. Akşama bizim de küçük bir yeni yılı karşılama programımız vardı. Dostlarımızla birlikte bir kafede iki saat geçirdik. Yine sazlı sözlü, halaylı bir akşam oldu. Bizi yalnız bırakmayan dostlarımıza bir kez daha teşekkür ederiz. Yeni yıl programından sonra eve gittik. Gittiğimiz evde elektrikler kesikti. Dolayısıyla soğuk ve karanlık bir ortamda girdik yeni yıla. Ama neşemizi kim söndürebilir?

Neşemizi sabah uyanınca aldığımız katliam haberi gölgeledi. Hesabı sorulmaz mı bunca acının? Bazen, adalet isteyen milyonlar hayal ediyorum. Gözlerindeki perdeler kalkmış, zihinlerindeki barikatlar yıkılmış, yüreklerindeki kor aleve dönmüş milyonlar. “Yeter artık”, diye bağırıyorlar. “Bizi ahmak mı sandınız?” Elbette ahmak değiliz. Ama “henüz gelip çatmamış devrimcinin saati vardır”. Saatimiz var. Bir gün gelip çatacak. Ve o günlerde, her şey, bugünkünden çok güzel olacak.

Yarın yine işimizi isteyeceğiz. İşimizi alana kadar, her gün, her an, her biçimde isteyeceğiz. Bekleriz.

Sevgiler,

Nuriye

 3-ocak
Reklamlar