24 Aralık’tan not

Direnişin 46. günü geride kalıyor.Bugünkü şiir etkinliğimizden.Direnişin etrafında oluşan bu güzel dayanışmayı kim dağıtabilir.DireneDireneKazanacağız!

İyi Ki Direniyoruz!

Direniş 46. günü geride bıraktı. Bana sorsanız dün başlamış gibiyim. 46 gün nasıl geçti, gerçekten hiç anlamadım. Ama şunu söyleyebilirim: Direniş şimdiden çok güzel deneyimler, duygular armağan etti bize. İyi ki direnmeyi seçmişiz diyorum.

Son birkaç günde bir sürü şey oldu. Hepsinden kısaca bahsetmeye çalışacağım. Frank’la röportajımız çok güzeldi. Uzun uzun konuştuk. Türkiye’yi tanıyan bir gazeteci. Bizi gerçekten anlamaya ve tanımaya çalıştı. Gelmeden önce kapsamlı bir araştırma yapmış. İki A-4 sayfası uzunluğunda sorularla gelmiş. Neredeyse dört saat konuştuk. Sonunda, Türkiye’nin tamamen elden gitmediğine dair bir umut verdiğimizi söyledi. Direniş sadece bizim değil, bir yerinden direnişe dokunan insanların da umudunu diri tutuyor. Bunu görmek, direnişin en büyük motivasyonlarından biri. Frank’ın yazısını heyecanla bekliyoruz.

Eylemi artık 13:30 ile 18:00 arasında yapıyoruz. Eylem alanında ve sonrasında yapılacak etkinlikleri daha iyi programlamamız için daha fazla zamana ihtiyacımız olduğunu fark ettik. Daha kısa ama daha verimli bir programın iyi olacağı kanısına vardık. Günün geri kalan zamanlarında direnişimizi anlatacağımız, yayacağımız, büyüteceğimiz başka etkinlikler yapmak istiyoruz. Bunu da kısmen hayata geçirmeye başladık.

19 Aralık günü yine olağanüstü anlar yaşadık. Eylemi bitirmemize bir saatten az zaman kalmışken Yüksel caddesi sivil polislerle kaynamaya başladı. 19 Aralık katliamı ile ilgili İHD’nin yapacağı bir basın açıklaması varmış. Polisler, eğer herhangi bir basın açıklaması varsa, bir saat öncesinde gelip Yüksel’i terörize ediyorlar. Kalabalık bir sivil polis ekibi gelip bildiri dağıtımımızı engellemeye çalıştı. Bildiri dağıtmak için izin almamız gerektiğini söylediler. Biz de halka çağrı yaptık. Eylemimizin engellenmeye çalışıldığını, polislerin suç işlediğini söyledik. Bildiri dağıtmaya devam ettik. Polis çekilmek zorunda kaldı. Sonra polis anıtın yakınlarında bekleyen İHD’lileri uyarmaya başladı. Birkaç kez gidip geldiler. Bir yığın çevik kuvvet polisini anıtın önüne yığdılar. 30-40 tane de sivil polis vardı. Biz de eylem alanımızı, dövizlerimizi korumak için anıtın önüne geçtik. İHD basın açıklaması yapmadan alandan ayrıldı. Çevik kuvvet çekildi, sivil polisler beklemeye devam ettiler. Kapanış açıklamamızı gözlerinin içine baka baka yaptık. Öylece izlediler. İrademizi kabul ettirmiş olmanın sevincini, gururunu tarif edemem.

Bu arada pankart asma hakkımızı da kazandık. Artık açılış ve kapanış açıklamalarımızı da pankartımızla yapıyoruz. Direniş kendi yolunda, küçük kazanımlarla ilerliyor.

21 Aralık akşamı Ege Mahallesinde bildiri dağıtımı ve kapı çalışması yaptık. Direnişe destek olan iki arkadaşımız bizi yalnız bırakmadı. İkişerli gruplar halinde apartmanları gezdik. OHAL’den önce açığa alınmış, daha sonra görevine iade edilmiş bir öğretmen arkadaşla tanıştık. Bizi evine davet etti. Görevine döndürüldükten sonra sürgün edilmiş. Hep aynı uygulamalar: sendikal faaliyetten dolayı açığa alma, terörize etme, soruşturma açma, göreve iade ettikten sonra sürgün. Böyle örneklerle karşılaşınca meselenin OHAL’in ötesinde, iş güvencesi meselesi olduğu tespitinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

Çaldığımız kapıların hiçbirinden boş dönmedik. Aileler ilgiyle dinlediler bizi, imza attılar. Bir kahveye girerek kısa bir konuşma yaptık. Masaları gezerek imza topladık. Her masada kağıt oynanıyordu. Çoğu, oyunu bozulmuş çocuk gibi huzursuzlandı. Biz de pek acele etmedik, hepsinden tek tek imzalarımızı aldık, durumumuzu anlattık. İnsanlarımız keşke vakit öldürmekten daha fazlasına hizmet eden şeyler yapsa diye içimden geçirdim. Abilerin çoğu adını soyadını zor yazıyordu. Belli ki kağıt oynamakta ustaydılar. İnsan neye emek verirse onda ustalaşıyor. Halkımızı cehalete mahkum edenler utansın. Onları utandırmalıyız!
Bir süredir alanda etkinlikler yapıyoruz. Dün “Tiyatroj” tiyatro grubu, direnişe destek için “Pusula” isimli oyununu sergiledi. 8-9 dakikalık, bir işçinin patronla ve devletle imtihanını anlatan güzel bir oyundu. Sokağı çok iyi kullandılar. Çok fazla sokak oyunu izlemedim ama izlediklerim arasında en iyisiydi. Tiyatroj ekibinin üreten zihnine hep sağlık olsun. Buradan onlara bir kez daha teşekkür ederiz.
Aynı akşam SES’te “Some Mothers’ Son” (O Da Bir Ana) isimli filmi izledik. Birkaç gün öncesinde sosyal medya hesaplarımızdan filme çağrı yapmıştık. Benim daha önce izlediğim bir film değildi. Direnişe başladığımdan beri hiç film izleme fırsatım da olmamıştı. Benim için harika bir akşam oldu. İzleyen herkes filmi beğendi, sanıyorum. Sonrasında kısa bir film değerlendirmesi yaptık. Bundan sonra yer sorunumuz olmadığı sürece cumaları film izleyeceğiz.

Bugün sevgili abimiz, Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı “OHAL’de Direniş” üzerine kısa bir konuşma yaptı. Alana tabure getirdik ama çoğunluk ayakta izlemek zorunda kaldı. Epeyce kalabalık toplandı. İnsanlar ilgiyle dinlediler. Sokakta ilgiyi dağıtacak pek çok etken olduğu için, konuşmacının insanların dikkatini uzun süre üzerinde tutması oldukça zor. Mikrofon yok, gürültü var, hava soğuk. Olumsuz koşullara rağmen 50’ye yakın kişi pür dikkat Selçuk Abi’yi dinledi. Kısaca, OHAL’de direnmek mümkündür, çok güzeldir ve onurlu insanların yapması gereken de budur, dedi. Bizi onurlandırdı. Ona da bir kez daha teşekkür ederiz.
Bugün çok fazla misafirimiz vardı. Malatya’dan, İstanbul’dan, Aydın’dan ve Antakya’dan Kamu Emekçileri Cepheliler ziyaretimize geldi. İstanbul’dan bir grup KESK’li kamu emekçisi, ayrıca KESK’in düzenlediği İstanbul’dan Ankara’ya emekçi yürüyüşüne katılan ve yürüyüşü Ankara’da sonlandıran, ihraç edilen kamu emekçilerinden bir grup, kardeşim ve arkadaşları da ziyaretçilerimiz arasındaydı. Ankara’daki KEC’li arkadaşlarımız bildiri dağıttılar. Alan çok kalabalıktı. 17:00’da şiir okuma etkinliğimiz vardı. Çok sayıda kamu emekçisi ve destekçimiz şiir okudu. Şiir okuyan, okunan şiirleri dikkatle dinleyen, alanı dolduran ve desteklerini ifade eden herkes bize inanılmaz güç kattı bugün. Hepsi sağ olsun.

Alan etkinliklerimiz, mahalle ve okul çalışmalarımız sürecek. Direnişi duymayan kalmasın istiyoruz. Yarın kısa bir müzik dinletisi yapacağız. Semih gitar çalacak. Dilimiz döndüğünce direniş şarkıları söyleyeceğiz.

İyi ki direniyoruz! Bir destekçimizin aktardığı gibi, “insan, denizin olmadığı yerde, umut adına martı olmalı.”

Herkese içten sevgiler, selamlar,

Nuriye

Reklamlar